İlişki Değerlendirme Anketi

Flört Etmek, Sevmek, Evlilik ve Seks

Erkek ve kadınlar için uyaranlar nelerdir?

Mastürbasyon hakkındaki tutumlarının dışında erkekler ve kadınlar arasında başka farklılıklar da bulunur. Kızlar daha erken olgunlaşsalar da, erkekler daha fazla seks düşünürler, seks içerikli filmlerden daha fazla zevk alırlar ve seks yapmaya daha erken başlarlar. Neredeyse bütün güzel vücutlar erkekleri "uyarır"; kadınlar romantik ortamlarda çekici ve başarılı erkekler tarafından "uyarılırlar". Bu aşırı bir genellemedir, ancak genelde bekâr erkeklerin çoğu sevgisiz seksi hoş karşılarken, kadınlar seks yapmadan önce sevgi ve bağlılık isterler. Kadınlar sevgisiz seksin hoyrat, kaba ve hayvani olduğunu erkeklerden daha sık düşünür. Erkekler yasal hale gelirse bir fahişenin hizmetinden yararlanabileceğini belirtmiş (%50); buna karşın sadece çok az sayıda kadın (%5) bu tür bir hizmeti kullanabileceğini söylemiştir (Easter, 1975). Erkekler için Playboy dergisinin orta sayfasının popülerliği, kadınlar için Playgirl dergisinin orta sayfasının popülerliğinden çok daha fazladır (Psychology Today, 1976). Erotik bir öykü okuduktan sonra kadınlar erkeklerden kaçındıklarını belirtirken erkekler ise kadın aradıklarını bildirmiştir (Byrne, 1976).

Bizim kültürümüzde kadın vücudu erkeklerin içini gıdıklar. Doğadan gelen dürtüyle ya da sosyal şartlanma nedeniyle erkekler bir kadın vücudunun seksi kısımlar için can atarlar (şüphesiz doğru şartlar altında kadınlar bu ilgiden memnundurlar). İdealize edilmiş kadın vücut parçaları birer obje olarak, hatta gazete dergi sayfalarında bir resim, TV ekranında bir görüntü olarak bile boşuna umut veren erotik malzemeler haline getirilir. Objeler cinsel uyaranlara dönüşür, örneğin Playboy sayfaları ereksiyona neden olur. Ve buna karşılık olarak, erkekler, bütün canlı, gerçek kadınları fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüğü olan varlıklar olarak değil de salt erotik objeler olarak görülürler. Kadınlar erkeklerin istediği bu değerli cinsel objelere (göğüsler, kalçalar, vajen vs) hem sahiptirler hem de onları kontrol ederler; bu nedenle erkekler cinsellik için kendilerini savunmasız bir şekilde kadınlara bağımlı hissedebilir ve kadınların kendileri üzerine güç sahibi olmalarından korkabilirler. Brooks (1995) kadının seks objesi olarak görüldüğü bu durumun erkeklerle kadınlar arasında ciddi sorunlara neden olduğunu belirtir, bu, özellikle erkekler kadın vücudunun mükemmel kısımlarını kadınlarla olan duygusal yakınlıklarını bozacak boyutta putlaştırdıklarında daha belirgindir. Yazar erkeklere ilk önce bu "kadınları obje haline dönüştürme" işini fark ederek sonlandırmalarını ve ikinci olarak da bir kadınla nasıl derin ve samimi ilişki kuracaklarını öğrenmelerini önermektedir. Bir kültür olarak, Brooks'un "orta sayfa sendromu" olarak adlandırdığı erkeklerin kadınları kişiliksizleştirmeleri ile daha etkin bir şekilde mücadele etmeliyiz.

Kadının vücut kısımlarına karşı duyulan bu şehvet hem erkekler hem de kadınlar için bir çok sorun oluşturur: (1) Erkekler kendilerini kadınlara bakmak zorunda hissederler ancak onları bütün bir insan olarak değil, sadece erotik seksi kısımlar olarak görürler. (2) Erkekler kendilerini bir "erkek" olarak duyumsayabilmek için kadınları "cezbetmek" zorunda olduklarına inanırlar; böylece kadınların eline büyük bir güç geçmiş olur. (3) Benzer şekilde, erkekler güzel kadınları kendilerine çektiklerinde, sanki av partisindelermiş gibi bunun kendi cinsel güçlerinin ve kişisel değerlerinin bir kanıtı olarak görürler. (4) Erkekler bir kez cinsel haz peşinde koşmak için eğitildiklerinde ve aynı zamanda kibarlıktan, duygusallıktan ve yakınlıktan kaçınmayı öğrendiklerinde, kadınların baskın olduğu duygusallık, kadınlara bağlılık ve sevgi gibi derin bir bağlılığın tehlikelerinden sakınmanın bir yolu olarak ilişkilerini cinselleştireceklerdir. Biz erkeklerin olgunlaşabilmemizden, kendimizi sevmemizden, şefkatli birer eş olabilmemizden ve kadınlarla yakın arkadaşlık kurabilmemizden önce "orta sayfa sendromunun" fark edilip sona erdirilmesi gereklidir. Brooks (1995) erkekler röntgenciliği ve seks içerikli düşünceleri bilinçli olarak baskılayabilir (kız çocuklarına karşı olduğu gibi), kadınları yeteneklerine ve kişisel özelliklerine göre sevmeyi öğrenebilir ve diğer insanlarla ilgilenmekten kadınlar kadar zevk alabilir. Ancak erkekler karşılarına çıkan her çekici kadının seksi vücuduna takıntılı oldukları sürece ciddi bir sosyal sorunumuz var demektir.

Bazıları erkeklerin kadınlara göre yaradılıştan daha fazla seks düşkünü ve "abaza" olduklarını düşünmektedirler. Bu muhtemelen doğru değildir (unutmayın ki kısa zaman öncesine kadar kilise kadınların aşırı seks düşkünü olduğunu düşünmekteydi). Aslında Masters, Johnson & Kolodny (1985) erkekler ve kadınların sekse verdikleri tepkinin --orgazm-- birbirine çok yakın olduğunu bulmuşlardır. Kadınlar erkekler kadar hızlı orgazm olabilirler; birden fazla orgazm yaşayabilirler. Üniversite öğrencisi erkekler ve kızlar hemen hemen aynı oranda (%75) cinsel olarak aktiftir (Playboy, 1976); Üniversite ortamlarının artık fahişeye gereksinimi kalmamıştır. Birinci sene üniversite öğrencisi olan erkekler ve kızlarda cinsel organların bir eş tarafından uyarılması aynı oranda (%80) gerçekleşmiştir; kızların %40’ı ve erkeklerin %50’si bu yolla zirveye ulaşmıştır (Kolodny, 1980). Erotik filmleri izlerken kadınlar da aslında cinsel açıdan fiziksel olarak erkekler kadar uyarılmıştır. Yine de sorulduğunda bu kadınların bir çoğu bu cinsel yanıtı verdiklerini yadsımıştır (veya bunun farkında değildir) (Heiman ve diğerleri, 1976). Kadınlar kendi cinsel uyarılmalarını olduğundan daha az görme, erkekler ise abartma eğilimindedir (Byrne, 1976). Kadınların kafasına kazınan cinsel tabuların geçmesi zaman alacak görünüyor. Kadınlar, cinsel deneyimleri arttıkça seksüel uyaranlara daha serbestçe yanıt vermektedir. Bu, erkeklerin cinsel zirveye neden erken (onlu yaşlarının sonunda) ulaştığını, buna karşın kadınlarınsa çok daha geç eriştiğini açıklayabilir. Gittikçe daha fazla sayıda kadın cinsel duyarlılıkta görülen bu baskılanmayı bertaraf etmekte ve (erkekler gibi) kolayca "uyarılmayı" öğrenmektedir. Maalesef, az sayıda kadın kendilerinin anormal bir "nemfo" oldukları sonucuna ulaşır. Oysa durum nadiren böyledir; bu kadınlar sağlıklı ve baskılanmamışlardır. (Nemfomani artmış cinsel dürtüyle birlikte görülen, duygusal ve kişilerarası sorunlara neden olan, uygunsuz veya özkıyımlı cinsel davranış olup tekrarlayan reddedilmelere, istenmeyen gebeliklere, cinsel hastalıklara, sosyal kınamalara ve başka zorluklara yol açabilir.)

Bir insanın ihtiyaç duyduğu cinsel bilgilere kolayca ulaşılabilir: gebelikten nasıl korunulacağı, cinsel organlardan iğrenmeyle nasıl baş edileceği, kendi kararlarınızı nasıl vereceğiniz, nasıl iyi bir sevgili olacağınız, orgazma nasıl ulaşacağınız vs. Kişinin bunları ebeveynlerden, öğretmenlerden, rahiplerden veya doktorlardan değil, daha ziyade kendi kendine öğrenmesi gerekir. Peki doğru bilgiler nerede mevcuttur? Asıl olarak kitaplarda.

Tarih boyunca erkekler kadınlardan daha fazla cinsel özgürlüğe sahip olmuştur., Hem toplumda kabul gördüğünden, hem kendi kafalarında özgürleştiklerinden kadınlar hızla cinsel özgürlüklerini kazanmaktadır. 13 yaşına geldiklerinde kızların %20’si karşı cinsten birinin göğüslerine dokunmasına izin vermiştir. 15 yaşına geldiklerinde, kızların %50’si cinsel ilişki yaşamıştır (1960'ta bu oran %10 idi). Bunun bir nedeni eğlence anlayışımız olabilir; 1984’te akşam kuşağında TV’de gösterilen cinsel içerikli sahnelerin sadece %15'i evli çiftler arasında geçmekteydi (Harper's Magazine, Şubat, 1985). Ayrıca günümüzde kadınlar çalışma hayatında daha fazla cinsel fırsata sahip. Bekâr çalışan kadınların yarısından fazlasının son bir yıl içinde bir mesai arkadaşıyla ya da bir müşteriyle bir ilişki yaşadığı bildirilmiştir.

Bir çok insanın paylaştığı ciddi bir kaygı şudur: Bizler --erkekler ve kadınlar-- cinsel baskılarımızdan kurtulursak vahşileşir miyiz? Ebeveynler ve dinler ezelden beri bu konuda endişe duymuştur. Seks konusunda rahatsak, yani onun hakkında açıkça konuşabiliyor, başkalarına yaklaşıp dokunabiliyor, seksi başlatabiliyor, kendimize ve sevgilimize serbestçe mastürbasyon yaptırabiliyor, ağız-cinsel organ ve diğer pek çok aktiviteden zevk alabiliyorsak ayrım gözetmeyen ve sadakatsiz biri haline mi gelmiş oluruz? Belki de ama ben öyle olduğunu sanmıyorum. [Cinselliğin genç kızların ve oğlanların hayatlarına giderek daha erken yaşlarda girmeye başlamasının –ne kadar doğru bilgilendirilmiş olurlarsa olsunlar- bazı sorunları da beraberinde getirdiği kanaatindeyim. Seks gibi en güçlü zevklerden birisini tatmış bir gencin zihnini bu zevki hiç tatmamış birinden çok daha fazla meşgul edeceğini düşünüyorum. Yani seksle ilişkili bir çok şeyin çok dikkatle ele alınması gerekir. MAE] Geniş açıdan bakıldığında sevgi ilişkisi dışında gerçekleşen seks çok da önemli değildir. Cinsel dürtülerimiz bizden daha güçlü değildir. Pek çok insan vahşi bir cinsel hayat yaşadıktan sonra eşine veya sevgilisine tamamen sadık kalabilir. Bunun yanında, fantezi olarak vahşi bir cinsel hayat çok heyecanlı gelebilir, ancak araştırmalar sadık çiftlerin duygusal ve fiziksel olarak en doyum verici seksi yaşadığını göstermektedir (Laumann, Gagnon, Michael & Michaels, 1994). Çoğumuzun sadık olmasının nedeni baskılardan dolayı eşimizden başka biri ile seks yapmayı kendimize yasaklamamız değildir. Sadık olmamızın sebebi sadakatin anlayışlı ve doyum verici bir şey olmasıdır. Bununla birlikte, kimsenin eşinin bir başkasıyla seks yapmasını önemsemediği, (seksin artık "senin seviyorum" demek olmadığı) cinselliğin tamamen serbest olduğu bir toplumda evlilikle ilgili veya toplumsal sonuçlarının ne olacağını dürüstçe bilmemekteyiz. Orta sayfa sendromunda olduğu gibi seksi sevgiden ve yakınlıktan ayırmak pek çoğumuz için olanaksız olabilir. Bu tür bir ayrım hem seksin hem de sevginin anlamını azaltabilir ki bu da yüksek bir bedeldir. En azından 1960’ların aksine şu anki kültürümüzde yakın bir zamanda özgür seks hareketi pek mümkün görünmemektedir. Zaten evli kalmakta bile çektiğimiz zorluklar göz önüne alınırsa, bence evliliklerin çoğu özgür aşkın ayartmalarına ayak uyduramaz. Bunu zaman gösterecek. Bu arada, her birimiz kendi kararlarımızı kendimiz vermeliyiz. Bu bölümün ilerleyen kısımlarında, farklı cinsel seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını gözden geçireceğiz.